KABUĞUMUZA SIĞAMADIĞIMIZ YILLAR
Önceki makallelerde de belirttiğim üzere gerek anne gerek baba tarafı atalarımız da hep ticaretle geçimlerini sağlamışlardı. Babamın ‘’her fırtınanın ardından bir dinginlik, dinginliğin ardından da fırtına patlar” sözüne bir kez daha tanık oluyordum. Hem de ne fırtına! Öyle bereketli yıllar geldi çattı ki… Tabii, Selçuk Bey’in engin tecrübeleri sayesinde piyasayı çok iyi okuması (kendisi, atalarının izinden giderek dönemin Perşembe Pazarı’nın en önemli okullarından biri olan Karasaban End. Chz. A.Ş.’de yetişmişti), benim de gençliğin verdiği enerjiyle dere tepe demeden koşturup her geçen gün portföyümüze yeni müşteriler kazandırmam ve bunun yanında finansı da elimden geldiğince iyi yönetmeye çalışmam sayesinde şirketimiz sağlam adımlarla büyümeye devam etti.
Artık yurt dışından temsilciliklerimiz de vardı. İthalat ve ön muhasebe birimlerimizi Bankalar Hanı’na taşımıştık. Kürekçiler Caddesi’ndeki 4+1 katlı yerimiz ise showroom ve depo olarak hizmet vermeye devam ediyordu. Beyaz yakalılardan 4 mühendis istihdam etmekteydik. Hiç stok açığı vermeksizin tedarikçilerimizin taleplerini zamanında karşılamamız yanı sıra meslektaşlarımızın dahi stok açıklarını kapatır olmuştuk. Tıpkı bugün devam ettiğimiz gibi…
Yine kabuğumuza sığamaz olmuştuk. Bu kez Perpa’daki üç katlı yerimizi de faaliyete geçirmiş, gümrükten çıkan malları doğrudan oraya çekmeye başlamıştık. Anadolu sevkiyatları da yine Perpa şubemizden gerçekleştirilmekteydi.
Karaköy mağazamız İstanbul’un her köşesine kendi araçlarımızla teslimata devam etmekte bir yandan da perakende müşterilere hitap etmekteydi. Bu arada aynı zamanda ihracatımızı da geliştirmek üzere AHL serbest bölgesi de faaliyete girmişti bile. Yine de yetmeyince, bu kez Perpa’da üç kat üzerine kurulu yeni bir yer daha satın alarak onu da vakit kaybetmeden faaliyete geçirdik.
Bu arada 2001 krizini hasarsız atlatmak bir yana iyi bir kazançla kapatmamızın en büyük nedeni borçsuz olup öz kaynaklarımızla büyümüş olmamız idi.
Artık çok dağılmıştık ve bu da ziyadesi ile yorucu oluyordu. 2009 yılında İstanbul sınırları dahilinde özellikle de Avrupa yakasında arsa aramaya başladık. Amacımız üzerine işlevsel kat kat binayı inşa edip tek merkezden her bir faaliyeti en iyi şekilde yerine getirmekti. Ancak arsa fiyatların acayip bir hal aldığını görünce biraz sabredip gözlemleme kararı almış olmanın çok büyük nimetini görmüş olduk. Adeta görünmez bir el omuzlarımızdan tutup bizi engellemişti. Hemen akabinde patlak veren krizden yine zararsız çıktık çünkü bir merkezde toplanma adına gerekli girişimlere çoktan başlamıştık. AHL serbest bölgesini kapatmış Karaköy’deki yerimizi ise Perpa’ya taşıma kararımızı da uygulamaya koymuştuk. Sadece olan ile yetinip büyümeyi ertelemiş tam tersi oldukça tasarrufa çekilmiştik. Atalarımızdan öğrendiğimiz bir sözü daha uygulamamız imdadımıza yetişmişti. “Çeşme aktığında birikimini yaparsan kuraklık vurduğunda susuz kalmazsın” ilkesi.
O yıl yönetim kadrosunu ve onun bir alt kadroyu tamamen revize etme kararımızın ne denli yerinde olduğu bir kez daha kanıtlanmış oldu. Bu revizyon neticesi yıllardır lafta ve askıda kalan imalatta da söz sahibi oluvermiştik. Sonunda da Eyüp Sultan Bulvarı üzerindeki önünde otoparkımız da olan ve gümrükten gelen tırların rahatlıkla yanaşabildiği 6 katlı yerimizde hizmet vermeye devam etmekteyiz.
Siz bu satırları okurken, Uzay Ailesi olarak 28 yıllık çalışma arkadaşımızın emekliliğini birlikte kutlamış, 38 yıllık emektarımıza da özverili hizmetlerinin nişanesi olarak teşekkür brövesini takdim etmiş olacağız.
Uzay Pnömatik’te kalın, Esenlikte Kalın
Yönetim Kurulu Başkanı
Nurhan Elbe
Yazıyı Paylaş:




