Nerede kalmıştık…
Artık kabuğumuza sığamaz olmuş, kendimize yeni bir yer arıyorduk. Henüz 1981 yılı bitmek üzereyken o hayalimiz de gerçekleşti ve Allah bize Kürekçiler Caddesi 34 numaradaki (şimdiki Kürekçiler Kapısı 14 numara) dört katlı iş yerini almayı lütfetti. İçi harabeydi; en azından giriş katını ve tuvaletleri adam edene kadar bayağı uğraştık.
Sonunda 1982 yılında ortaklarımla birlikte çalışmaya başlamıştık. Bunun neticesinde artık hidrolik ve pnömatik ekipmanlar satmak üzere hiçbir engelimiz kalmamıştı. Hidrolik güç üniteleri üretimine de başlamıştık. Hem yapılacak işe göre mühendislik hizmeti veriyor, projelendiriyor hem de güç ünitelerini hazır hâle getirip teslim ediyorduk.
Dişli pompalarda Hema kullanıyor, pistonlu pompa gerektiğinde ise ağabeyimin patronu Cabi Bey’in bize distribütörlüğünü hediye ettiği, kendi ithalatımız Parker’ı tercih ediyorduk. Paletli pompalarda ise yine kendi ithalatımız olan İspanyol TDZ’leri kullanıyorduk.
O zamanki ticaret anlayışının gereği olarak hidrolik-pnömatik, buhar malzemeleri ve hırdavatı bir arada yürütüyorduk. Sonraları şartlar gereği ihtisaslaşma kararı aldık. Önce buhar malzemelerinden, ardından hırdavattan vazgeçtik. Artık ithalatı daha ön plana alma zamanı çoktan gelmişti. Çeşmenin başı olmalıydık.
Hemen İtalya ziyaretleri, gelen mümessillikler derken; hidrolik valflerde Aron, pnömatik valflerde Bonesi, fittingslerde Aignep… İnanılmaz bir ivmeyle, bırakın tedarikçiliği, al-satçı meslektaşlarımızın bile olmazsa olmazı hâline gelmiştik.
En büyük sermayemiz ise asla değişmesine izin vermediğimiz sözünde durma ilkemizdi. Benim 1976 model Chevrolet’ime atlayıp Anadolu dâhil kapı kapı ziyaretlerim bir yana, müşterilerimizin bizi birbirlerine tavsiye etmeleri alıcı portföyümüzü daha da artırıyordu.
Artık bir mühendisimiz değil, mühendislerimiz vardı. Yine yerimize sığamaz olmuş; ithalat ve muhasebeyi Kemeraltı Caddesi Bankalar Han’daki ofisimize taşımak zorunda kalmıştık. Yıl 1990… Cari hesaplar artık bilgisayarda tutuluyor, faturalar da tabii ki bilgisayardan çıkıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam 1988 yılında bilgisayara geçmiştik.
Daha önceleri fabrikaların mübayacıları (satın almacıları) üç teklif alır, kimin fiyatı uygunsa iş onda kalırdı. 1980’li yılların ilk dönemlerinde fax ile ilk kez Ankara’da hacimli bir müteahhit kuruluşta tanıştım. Hemen akabindeki aylarda biz de fax bağlattık ve Karaköy’de ilk kullananlardan olduk.
Ardından bilgisayarın gelişi… Cari hesapları tutmak için o kocaman klasörlerden kurtulacağımızı, muhasebeyi tamamen oraya taşıyınca defteri kebir, yevmiye gibi defterleri her işlem için ayrı ayrı dolma kalemle yazma külfetinden kurtulacağımızı hayal ediyorduk. Ama işin aslı uygulamaya geçince belli oldu.
Bugün dâhilide 14 terminalin bile ancak yettiğini düşünürsek — üstelik hızları o çağdakilerle kıyaslanamazken — o zamanlar tüm bu işleri tek bir PC ile yapıyorduk. Yine de yüzlü hanelerin ötesindeki cari portföyü yönetmek çok daha kolay hâle gelmişti. Hesapların kendi içindeki entegrasyonu, aynı işlemi birden fazla yapma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor, bu da müthiş bir zaman kazancı sağlıyordu.
Elbette günümüz teknolojisiyle kıyaslanamaz… Tek tuşla kıtalar arası gezinebildiğimiz bir dünyadayız artık. Basit bir örnek: Bilgileri girip Enter tuşuna bastığınızda, hard diskin ilgili bölümüne kaydedilene kadar kahvenizden rahatlıkla iki fırt çekebilirdiniz. Bunu tatmamış olanlar için komik ötesi, inanılması zor anlatımlar değil mi?
Hazır ivme almışken yaşanmış başka olgulardan da söz edeyim… Şu an telefon ahizesini kaldırır kaldırmaz “düüüt” diye çevir sesi geliyor, değil mi? 1983 hatta 1984 yıllarına kadar ahizeyi kaldırıp o sesi 20 dakika beklediğimi çok iyi hatırlarım. İstanbul’dan Ankara ya da başka bir şehir aranırken santrala yazdırılırdı.
Bazen üç gün sonra, kimi aradığımızı bile unutmuşken telefon çalar; santral memuresi “Ankara hattını bağlıyorum, lütfen hatta kalınız” diye uyarırdı. Cebinizde çok cüzi miktarda yabancı para bulunması hâlinde ise Türk Parasını Koruma Kanunu gereği tutuklanabilirdiniz.
Hey gidi günler hey…
1993–1994 yılı ise ilk ciddi sınavımız olacaktı…
Uzay Pnömatik Ekipmanları Sanayi ve Ticaret A.Ş
Yönetim Kurulu Başkanı
Nurhan ELBE
Yazıyı Paylaş:




